This content is blocked due to privacy reasons, you need to allow the use of cookies.
This content is blocked due to privacy reasons, you need to allow the use of cookies.

Bağımlılık Nedir?

Kişinin fiziksel ya da ruhsal sağlığında, mesleki ya da sosyal yaşamında sorunlara yol açmasına rağmen artan biçimde bir maddeyi kullanması ya da bir davranışı sürdürmesi haline bağımlılık denir. Kişinin içinde bulunduğu zihinsel ya da duygusal durumu değiştirme amaçlı bir maddeye ya da davranışa en yakın ifadeyle “aşermesi”(craving) söz konusudur.

Bağımlılık; genetik, fiziksel, psikolojik ve sosyal kaynakları olan bir beyin hastalığıdır. Kronik, aşamalı ilerleyen ve kimi zaman da ölümcül bir hastalıktır.

İdeal bir tedavi nasıl olmalı?

Bağımlı olunan madde ya da davranışın doğası ile kişiye dair özellikler tedavi planlaması yapılırken birlikte ele alınır. Bu yüzden, her birey için tedavi aşamaları farklı ilerler. Bu farklılıkları iyi anlamak, iyileşmeye ve iyilik halini sürdürmeye yardımcı olan en iyi tedavi planını geliştirmek için önemlidir.

Bağımlılık terapisi hangi aşamaları içerir?

İlk etapta, bağımlılığın türü (maddesel ya da davranışsal) ve kişinin bağımlılığın hangi aşamasında olduğu (başlangıç-orta-ileri/kronik) yürütülecek tedavi için belirleyici olacaktır. Bununla birlikte en genel hatlarıyla bir bağımlılık tedavisi aşağıdaki aşamaları içerir:

Tedaviye Yönlendirme

Tedaviye yönlendirme tedavinin oldukça önemli bir basamağıdır. Kişi iyileşmeye dair istekli değilse, tasarlanan tedavinin başarılı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Bununla birlikte, kişi tedavi isteğini dile getirmese bile soruna dair çözüm arayışına girdiyse (kendi başına bırakma denemeleri vb.) ya da bağımlılığının yol açtığı başka sorunlardan şikayet ediyorsa (işini kaybetme vb.), bu durum iyileşmeye dair bir miktar istek duyduğuna işaret edebilir. Böyle bir durumda, zaman kaybetmeden yakınları tarafından psikoterapist ile görüşmeye yönlendirilmesi tedavi motivasyonu kazanması adına etkili olacaktır.

Kişinin yakınları, bağımlılığını fark etmiş ve tedavi için kişiyi yönlendirme isteği içinde olsa da; kişiyle nasıl konuşacağına ya da ne tip bir tavır takınacağına dair kararsızlık yaşayabilir. Kişi için bağımlılığıyla yüzleşmek başlı başına bir endişe kaynağıdır. Böyle zorlayıcı durumlarda, nasıl bir konuşma yürütmenin daha uygun olacağının öncesinde psikoterapiste danışılması ya da konuşmanın psikoterapist eşliğinde yürütülmesi daha kontrollü ve güvenli bir yüzleşme imkanı sağlayacaktır. Çoğu zaman bağımlı kişinin tedavi olmayı kabul etmesi bu yüzleşmenin etkili biçimde yönetilmesi sayesinde gerçekleşir. Unutmayınız ki: “İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir.” -André Gide

Detoksifikasyon (Arındırma)

Bazı maddelerin bırakılmasını takriben kişi şiddetli derecede rahatsızlık veren fiziksel ya da duygusal belirtiler yaşayabilir. “Yoksunluk belirtileri” ismi verilen bu belirtilerin yaşandığı dönem, bedenin alışık olduğu maddeyi yeniden talep ettiği başa çıkması oldukça zor bir süreçtir. Bu belirtilerin ortadan kaldırılması için detoksifikasyon yöntemiyle bedenin arındırılması hedeflenir. Aynı zamanda, uzun süreli madde kullanımı sonrası bedende bozulan dengenin yerine getirilmesi için de detoksifikasyon gereklidir. Maddenin bir anda kesilmesiyle önemli bedensel sorunlar yaşanabilir. Örneğin, alkol bağımlılığına bağlı yatışlarda, alkolün kesilmesiyle birlikte; yüksek ateş, bilinç dalgalanmaları, saldırganlık içerebilen aşırı hareketlilik ve sıvı kaybına bağlı sağlık sorunları vb. ölüm riski taşıyan durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu bedensel belirtileri gidermek için tıbbi müdahaleler gerekir.

Her maddenin yoksunluk belirtileri birbirinden farklıdır ve şiddeti kişiye göre değişir. Bağımlıya özgü bir tedavi için psikiyatrist, hemşire, psikoterapist vb. sağlık uzmanlardan oluşan bir ekip iş birliği içinde çalışır. Detoksta kalış süresi bağımlının klinik ihtiyaçlarına göre psikiyatrist tarafından belirlenir. Psikiyatrist, bağımlının genel sağlık durumunda bir problem görürse ilgili sağlık birimlerine yönlendirir. Detoksifikasyon süreci tek başına bir tedavi değildir. Detoksifikasyon sonrası ilaç desteğini sürdürme ve psikoterapinin başlaması, nüks etme riskini azaltacaktır.

 

İlaç Desteği: Psikiyatrist tarafından kişinin genel sağlık durumunun takibi ve ilaç takibi yapılır.

Psikoterapi Desteği: Psikoterapist, psikiyatristle iş birliği içinde;

  • Detoksifikasyon sonrası süreçle başa çıkma,
  • Rehabilitasyon (yaşamsal koşulların yeniden düzenlenmesi)
  • Nüksü önleme (kaymayı önleme)
  • Motivasyon yaratma,
  • Duygularla başa çıkma
  • Kişiye özgü yaşamsal sorunlarla sağlıklı başa çıkabilme,
  • Travma çalışmaları
  • Bağımlı kişinin olası diğer hastalıkları konusunda destek,
  • Bağımlı kişinin ihtiyacına dönük kişisel gelişim çalışmaları, gibi konularda terapi desteği verir.

Ayrıca gerekli gördüğü durumlarda aile görüşmeleri yapar ve psiko-eğitim faaliyetleri yürütür.

Ayaktan mı, yatarak tedavi mi?

Her iki tedavi biçiminin de avantaj ve dezavantajları vardır. Yatarak tedavinin yararlarından biri, günlük yaşama dikkati dağılmadan kişinin kendi iyileşmesine odaklanmasına fırsat vermesidir. Bir diğer avantajı, kişinin bağımlı olduğu kimyasala erişimi olmadığından, özellikle tedavi açısından kritik bir dönemi kontrollü biçimde atlatma şansı tanımasıdır. Yatarak tedavi programları, kronik seviyede kullanımı olan, ciddi ve tehlikeli yoksunluk belirtileri olan ya da dengesiz ve istismara açık bir çevrede yaşayan bağımlılar için güvenli bir ortam ve yirmi dört saat bakım sağlaması açısından önem taşır. Ancak, yatarak tedavi kişiyi yaşamdan tecrit ettiği için iş, eğitim ya da sosyal ilişkileri sürdürmede zorluk yaratması bakımından dezavantajlıdır.

Ayaktan tedavi, yatarak tedaviye göre daha az maliyetlidir. Kişi tedavi sırasında yakınlarından ve sosyal çevresinden daha çok destek alabilir ve yaşamın içinde kalmaya devam ederek sorumluluklarını yerine getirebilir. Aynı zamanda, ayık yaşam becerileri kazanmak ve bunları gerçek yaşamda deneyimleme fırsatı bulmak açısından ayaktan tedavi daha avantajlıdır. Yatarak tedavide kişiler öğrendikleri becerileri deneyimlemek için hastaneden çıkışı beklemek durumunda kalır.

Bununla birlikte, ayaktan tedavi her bağımlı kişi için uygun değildir. Birçok kimyasala aynı anda bağımlı kişiler ya da bağımlılığa eşlik eden depresyon gibi başka hastalıklara da sahip olan kişiler için yatarak tedavi daha güvenilir bir yöntem olacaktır. Üstelik uyuşturucu ve alkole erişim sınırlı olmadığından, hele de kişi sosyal çevresinin baskılarına karşı gelemiyorsa, bağımlı olduğu maddelerden ayrı kalma zorluğu ayaktan tedavi programları için daha yüksektir.

Özetle, en etkili tedaviye kişiye dair birçok değişken göz önünde bulundurularak ve bağımlı kişinin maksimum yararı gözetilerek karar verilir.

Tedavi ne kadar sürüyor?

Tedavinin ne kadar süreceği bağımlılığın aşaması ve kişinin durumuyla bağlantılı olarak belirlenir. Tedaviye uyum, iyileşme motivasyonu ve olası nüksler tedavinin gidişatını etkiler. Bağımlı kişiyle yapılan değerlendirme görüşmeleri sonrası kişiye özel bir tedavi planı çıkarılır ve kişi tedavinin aşamaları hakkında bilgilendirilir. Genel olarak bütün bağımlılık türleri için ilk 3 ay oldukça kritiktir. Daha kısa süreli bir tedavi yüzeysel kalma ve nüks etme riski taşır. İlaç tedavisi her bağımlılık için şart mı? Duruma göre değişir. Özellikle başlangıç seviyelerindeki davranışsal bağımlılıklarda her zaman ilaç tedavisi uygulanmamaktadır. Bununla birlikte, nihai karar psikiyatrist tarafından bağımlı kişinin durumuna göre verilmektedir. İlaçların olası yan etkileri nedeniyle bazı kişiler tedavilerini yalnızca psikoterapi desteğiyle sürdürmek isteyebilmektedir.

Buna rağmen, maddesel bağımlılıklar doğası gereği çoğunlukla ilaç tedavisini zorunlu kılmaktadır. Kişi fiziksel yoksunluk belirtileri yaşamasa dahi, aşerme (craving) gibi psikolojik yoksunluk belirtileri nüks etme ihtimalini ciddi miktarda arttırmakta ve tedavi sürecini zora sokmaktadır. Kişinin ayık yaşamına daha yumuşak bir başlangıçla adım atması, ayık kalma motivasyonunu sürdürmesi ve psikoterapiden daha fazla fayda sağlayabilmesi için ilaç tedavisinin psikoterapiye paralel yürütülmesi önem kazanmaktadır. Halihazırda bağımlılık tedavisinde hedeflenen, kişinin ilaçlara ve psikoterapiye ihtiyaç duymayacak hale gelmesidir. Bu sebeple, tedavi sürecini maksimum verimlilikle yürütmek adına tedavi neyi gerektiriyorsa onu yapmak kişi açısından uzun vadede daha çok fayda sağlayacaktır.

Çalışma Alanlarımız

  • Alışveriş Bağımlılığı
  • Alkol Bağımlılığı
  • Aşk/İlişki Bağımlılığı
  • Bonzai Bağımlılığı
  • Eroin/Morfin Bağımlılığı
  • Esrar/Marijuana Bağımlılığı
  • İlaç Bağımlılığı
  • Teknoloji Bağımlılığı
  • Kafein Bağımlılığı
  • İşkolizm Bağımlılığı
  • Kokain/Crag Bağımlılığı
  • Kumar Bağımlılığı
  • LSD Bağımlılığı
  • Seks Bağımlılığı
  • Sigara Bağımlılığı
  • Uçucu madde Bağımlılığı
  • Streoid Bağımlılığı
  • Yeme Bağımlılığı
  • Spor Bağımlılığı
  • Ekstazi Bağımlılığı
Bu web sitesi, çerezlerin kullanımına izin vermenizi istiyor.